Solaris

solaris macerası, Öyle işte... | ahmetg yazdı Sep 23 2008 tarihinde

İsmael’in okyanusu keşfi sırasında kendini uzay kapsülünden kurtarıp gezegenin kavurucu atmosferinde sırra kadem basması üzerine Deniz’i Solaris’e gönderişimizin altıncı ayında anakinkimdir beni de Solaris’e gönderdi. Rize’den kalkıp İstanbul’a geldim. Büroda bana üç gün üç gece esrar içirip porno izlettikten sonra gezegende olan biteni anlatır bir kitapçığı koltuğumun altına sıkıştırıp uzay kapsülünün içinde beni Solarıs’e paketlediler. Kapsüle binerken esrar ve kadın memesinden yorgun zihnimin son hatırladıkları fizikçimiz Mr. Bars’ın bana kitapçıkta yazanlara çok güvenmemem gerektiğini söylemesiydi. “O seni kandırmaya çalışacaktır, dikkatli …

2008 4üncü çeyrek blog yazıları hakkında

Öyle işte... | aybarsb yazdı Sep 09 2008 tarihinde

eylül ayıyla birlikte, ekim-kasım-aralığıda kapsayan 2008 yılı dördüncü çeyreğine girmemizle birlikte, artık daha depresif, daha içine kapanık ama daha kendini bilen, daha ayakları yere basan, daha ciddi yazılar yazmaya karar verdim. velhasılı bu kararımın sebeplerini kendimde henüz keşfetmiş değilim ama içimden ışınlanma mekanizmasının detayları, karanlıkta parlayan uzaylıların kafasına sapanla taş atmak yada uçan çinlileri ıslık çalarak düşürmek gibi konularda yazı yazmak gelmiyor şu aralar.

hatta her nedense bir cümle içinde kullandığım kelime sayısında bile ciddi düşüş gözlemliyorum. sanki, yine kelimeler havada …

canım kardeşim

sinema | denizakhan yazdı Aug 28 2008 tarihinde

canim_kardesim_afisbu film hakkında yazmakta tereddütlüyüm, ama son zamanlarda -çok önemli olmasalar da- her şeye rağmen yazmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.

neden tereddütlüyüm? bu film artık bir klişe haline geldi sayılır. klişeleri üzerinde artık düşünmediğimiz şeyler olarak görüyorum; sanki bir steroid, bir protein hapı, oturduğunuz yerden mükemmel bir vücuda kavuşun cihazları gibi; gerçek anlamda emek sarfetmeden aldığımız zihinsel paketler. dolayısıyla bu film hakkında konuşurken ya da yazarken ciddi ciddi …

Der Untergang (Downfall)

sinema | denizakhan yazdı Aug 27 2008 tarihinde

der_untergang_x
Öldükten sonra yaşayamaya devam edenlerin tehlikesini biliyoruz: sanatçılar, dinsel figürler ve liderler. Günlük hayatımızda “öteki” hakkında konuşmanın kaçınılmazlığı ve imkânsızlığı bir arada ve ortadayken öldükten sonra bile yaşayanlar hakkında ne denebilir? Olsun, denemekten kaçmayalım…
Bir kutsallık başka bir kutsallıkla çatışır, bunu engelleyebilmenin tek yolu hakikate vakıf olmak -yanına bile yaklaşamadığımız bir ülkü bu. ama bu durumda bile karşıt kutsallıkları yok etmek için -belki de- acımasız bir savaş …

güzel yalanlar, inanırsan…

sinema | denizakhan yazdı Aug 25 2008 tarihinde

her şey şu yazma denen noktaya gelince tıkanıyor. eskiden bunun zamanla atlatılabilecek teknik bir konu olduğunu düşünürdüm sanırım ve galiba hâlâ aynı şekilde düşünüyorum ya da bunu umuyorum, çünkü onca başarısızlığa rağmen hâlâ denemekten alıkoyamıyorum kendimi. belki de “bazı şeyler var, hiç anlatılamaz” sözüne hiç inanmadığım için. “anlatamayan sensin, anlatma’ya bok atma” diye düşünürüm. peki, ben neden bu kadar takıntılıyım anlatmaya? anlatılanların zehrini taşıyorum çünkü; bir kitap, bir mısra, bir satır bile yetiyor …

geri döndük

Öyle işte... | aybarsb yazdı Sep 22 2008 tarihinde

evet malesef bu böyle, site bir süreliğine nakavt durumdaydı, - malesef benim dangalaklığımdan dolayı - neyse iyi oldu dinlenmiştir. yayın akışındaki kesintiden dolayı özür mözür dilemiyoruz - öküzüm ben biraz ne özür diliycem -, ayrıca siteye ulaşamadık diyip alıcınızın ayarı ile oynadıysanız, yuh diyoruz, geri alın alıcınızın ayarını…

yardımcı kaptan : transmisyon emicileri hazır
kaptan : ver ayarı, gidiyoruz
köprü personeli (topluca şen şakrak): oleyy oleyy
kaptan: yeter laubalilik istemez !

son zamanlarda

Öyle işte... | denizakhan yazdı Sep 08 2008 tarihinde

blogu çok boşladık… ben “mutlu olmamız mümkün değilken, yaşamak için hâlâ mantıklı bir neden bulabilir miyiz?” den “bulamasak da bizi yaşamaya iten bir dürtümüz var, yaşayalım o zaman anasını satayım!”a geçiş yapmaktayım. bu etrafımdakilerce de gözlendiği üzere normalleştiğim anlamına geliyor, ki ben normal halimi hiç sevmem, inanılmaz yapmacık ve acınası bulurum. komik bile olsa sahilden esen rüzgar (rüzgar şapkalı olmalı) pardesüsünü ve saçlarını püfür püfür estirirken güneş gözlüğüyle ufka bakan yanlız ve gizemli adam olmak bile daha iyi görünüyor. hayır, …

ilhan berk ölmüş. yeterince yaşanmıyor…

Öyle işte... | denizakhan yazdı Aug 28 2008 tarihinde

1918 yılında Manisa’da doğdu. Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu’nu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nü bitirdi. Bir süre öğretmenlik yaptı (1945-55). Ankara’da Ziraat Bankası Yayın Bürosu’nda çevirmenlik yaptı (1956-1969) ve emekli oldu. Şiiri değişik evrelerden geçti. Başlangıçta toplumcu anlayışla büyük kentin devingen yaşamını, işçileri, kırsal kesimdeki  tarım emekçilerini anlatan; yaşama, dünyaya beslediği sevgi, umut ve coşkuyu, özgürlüğü ve eşitliği içeren şiirler yazdı. İkinci Yeni anlayışının belirmesiyle şiirin işlevi, şiirde anlamı daha farklı algılamaya başladığını …

Little Miss Sunshine

sinema | denizakhan yazdı Aug 27 2008 tarihinde

505409little-miss-sunshine-posterssanırım fried green tometoes (1991) filmi ile amerikanya’da bağımsız, küçük bütçeli filmlerin süksesi artmıştı; ne de olsa sırf amerikanya’da 80 milyon $ civarında gişe yapmıştı. şimdilerde teknoloji sayesinde bu tür filmlere ulaşmak çok büyük problem değil, üstelik sinemalarımızda gösterim şansı dahi bulabiliyorlar, ama eskiden haberimiz bile olmazdı. aslında bu tür filmler de belli bir konvansiyona kavuşuyor gibi; abartılı, farklı, karikatürize karakterler, sonucunda hayata bakışlarının değişeceği bir …

The Oxford Murders

sinema | denizakhan yazdı Aug 25 2008 tarihinde

Hakikatin tek sahibi Yahudilerdi, ama Mehmet Ali Ağca hakikati 12 Mayıs 1981′de vurdu, ertesi gün bu cinayeti örtbas etmek için Papa’ya suikast düzenledi. Hakikatin ölmediği, kitleleri imha etmek üzere kullanılacağı düşüncesi ile ABD 20 Mart 2003′te Irak’a saldırdı. Saddam memleketinde bir çukura saklanırken hakikati yutmayı başardı -bunu ancak 112 günde başarabildi, çünkü hakikat büyük lokmaydı, tek bir seferde yutmak zorundaydı. Saddam’ı idam edenler bunun farkına çok geç vardılar, ama iş …

Aybars Badur

Aybars Badur

1977 de doğdu, aşağı yukarı 17 senedir programlamayla uğraşmaktadır. Zekidir, yakışıklıdır, ne biliim çok süperdir kendileri...
Deniz Akhan

Deniz Akhan

1977 de doğdu, ilkokula gitmeden önce ansiklopedi okuyarak, lise sıralarında çizgiroman hazırlayarak, üniversitelerdede frp oynayarak bugünlere geldi.
Ahmet Guler

Ahmet Guler

1980 yılında doğdu. 28 yıldır daima bir şeylerin acemisi olmayı başardı. Narsist, bencil ve ketum olduğu söylenir.

En son yazılanlar

Hakkında

ne.yapiyorum.com
Ahanda sana blog….

Şimdiye kadar 109 yazı yazmışız, bunlarada 483 yorum yapılmış.

Valla site hakkında söylenecek çok müthiş bir sürü söz yok aslında, bildiğin blog sitesi, meşhur olmak, reklam alıp zengin olmak, paraya para dememek için yaptık. Çok müthiş büyük hedeflerimiz yok yani, internet buysa kral benim, feysbukta kimmiş hıh diyerek başladık…
Sayfalar arasında gezinirken; yaşama sevincine, mutluluk ve huzura ulaşmak için çeşitli ipuçlarına, sevgi saygı çerçevesinde eleştirilere, [...]

Son yorumlar