« vakıfla tanışmaya doğru | Anasayfa | bitkisel hayat kılavuzu XIV »
bitkisel hayat kılavuzu XIII
uyuyamadım. normalde çeşitli hayalimsiler, rüyamsılar ve daha bir sürü –simsiler içinden geçerek uykuya dalmaya alışığım, ama bugün bu –simsiler uykumu kaçırdılar. çok önemli bir şeyi unutmuş, ama ne olduğunu bir türlü hatırlayamıyormuşcasına beynimde bir karıncalanmayla gözlerimi açtım her seferinde. sanırım örümcek adamın örümcek hisleri de böyle bir şey; beyinde patlayan bir karıncalanma. gerçi onunkisi çok abartı bir durum; tamam, beyninin ve duyu organlarının algı eşiği çok düşük (ki günlük hayatımızda biz de bunun gibi durumlar yaşıyoruz; son anda bir arabanın önünden çekiliyoruz ya da başımız eğik yolda yürürken gözümüze girecek bir ağaç dalından bir hamleyle sıyrılıyoruz falan), ama bazı maceralarında çantasında nükleer bomba taşıyan adamları falan hissediyor. yuh yani, hangi örümcekte böyle bir meziyet vardı da sana geçti? medyumluk lan bu.
süper kahraman mevzusunda adam gibi bir eser çıkmadı bu konuda. nedense işin bokunu çıkaralım diye bir koşullanma içinde adamlar. misal; son zamanlarda takip ettiğim ender dizilerden heroes: benim ilk başlarda hoşuma giden sıradan insanların olağanüstü kabiliyetlere kavuşunca yaşadıklarının aktarılmasıydı. hadi sürükleyici olsun diye abartı bir komplo kurgusu yapıldı, onu geçelim. ama süper güçler konusunda biraz makul olun yahu. bir insanın normalden çok daha hızlı, çok daha güçlü, çok daha çevik, çok daha zeki falan olmasını anlayışla karşılıyorum. o telekinezi, zihin kontrolü ve hatta geleceği grme falan da tamam, ama nükleer patlama yaratabilmek, makinelerle konuşmak, dokunduğu nesneyi dondurabilmek, nesnelerin içinden geçmek, zamanı ve uzayı bükebilmek, vırt, tırt ve dahi zırt işin bokunu çıkarmak oluyor. mesela uyuz bir ponpon kızımız var, neredeyse ölümsüz kendisi. eyvallah, yaralarının son sürat iyileşebiliyor, ama bir dakika içinde kopan kolun yerine yenisi nasıl çıkıyor ya. tamam; dizidir, fantastiktir, hayalgücüdür… ama sırtını biraz gerçekçiliğe dayasa ortaya çok daha derinlikli bir eser ortaya çıkmaz mı? gerçekçilikte süper kahramanın işi olmaz demeyin; bugünkü bilim insan vücudunun %20’sini çözebilmiş değil, keza hep deriz ya beynimizin kapasitesinin ancak %10’unu kullanabiliyoruz diye. işte bu bilinmezlik faktörüne dayanarak fantaziye yer açarken ayaklarımızı bu dünyaya basabiliriz. süper olur –bence…
neyse, diyordum ki uyuyamıyorum. beni tatlı bir uykuya yatıracak her hayalimsi, rayamsı ve diğer –simsiler tam aksine uykumu kaçırdı, ama bunlardan bir tanesi var ki, uyandırmasına rağmen hoşuma gitti: güneş.
uzayın ortasında (madem ki sonsuz, her noktası ortası oluyor o zaman) yanıp duran bir alev topu. böyle bir nesnenin varolduğunu düşünmek, bir nevi fark etmek derin bir hayret uyandırdı bende, ardından uzayın o simsiyah boşluğunda alev alev yanmasının ne kadar güzel olduğunu düşündüm. ama düşünmek sıkıcı olduğu için kendimi hemen –simsilere teslim ettim: önce yanı başına gidip sıcaklığını yüzümde hissettiğimi hayal ettim. öyle soğuk havalarda sobanın yanına oturur gibi değil, bütün o cehennemi sıcaklığını hissetmek kastettiğim. tabii anında buharlaşma, korkunç acılar çekme kısımları olmadan. sonra güneşi avucuma almayı, sıkıca kavramayı ve ağzıma götürüp ondan kocaman bir parçayı ısırmayı hayal ettim. artık iyice uyanmıştım ve bu can sıkıcı bir durumdu, ama olsun, yine de güzeldi.
keşke tanrı olsaydım lan ben, çok eğlenirdim. hem seks gibi dertler de olmazdı kimsenin başında. tanrı olunca seksin belasını vereyim.
Yazı hakkında
Şu anda “bitkisel hayat kılavuzu XIII,” yazısını okuyorsunuz ne.yapiyorum.com'da
- Yayın tarihi:
- Oct 20 2008 / 5:52 am
- Kategorileri:
- bitkisel hayat kılavuzu
yorum yok
hemen yorum eklemeliyim | yorumlar rss | trackback