« kurtarma misyonu | Anasayfa | konsey, JACK ve ben »

toplantı

JACK toplantıyı hızlıca ayarlamıştı, aslında bu bile başlı başına emekliye ayrılmak için bir sebep sayılabilirdi, son 18 yılımı JACK in algoritmasını tasarlayarak geçirdiğimi düşündükçe… acaba onun yerine bir çocuk mu peydahlasaydım, yetiştirmesi daha kolay olucaktı belkide.

JACK, aslında basitçe, sesli komut verilebilen, yapay zeka programıydı, borsa verilerini işleyip hisse alıp satmaktan, ülkenin jeopolitik geleceğini tahmin etmeye, siyasi değişikliklerden emlak fiyatlarını hesaplamaya kadar pek çok işle aynı anda uğraşıyordu. ne yazık ki bu kadar işle uğraşmak için öğrenmesi gerekiyordu ve bu başıma pek çok iş açmıştı.

özellikle internetten şantaj kavramını kendi kendine keşfetmesi, bununlada kalmayıp, şantajı mali bir araç olarak değerlendirmesi, bunun neticesindede C.’ye önce şantaj mailleri göndermesi, ödeme yapılmayınca da ofis skandalını başlatması. belki teknik açıdan, yazılım tarihine geçecek muazzam bir başarı sayılabilirdi, ama işin içinden sıyrılıncaya, kendimi aklayıncaya kadar canım çıkmıştı. tabii ki, ne kadar aklamaya çalışsamda işin içinde olduğumu sezinlemişlerdi, ve toplantıdaki en önemli oyunculardan biri C. idi. her toplantıda olduğu gibi C. yine beni yerin dibine sokmak için akla hayale gelmedik yöntemler bulacaktı.

salona girdiğimde karşımdaki projeksiyonda 16 kafa gördüm. devasa şirketlerin temsilcileri, bazı gizli örgütlerin konfederasyon temsilcileri, 3-5 ülkenin bakanları… derin bir nefes aldım. JACK, işini iyi yapmıştı, arkadan loş aydınlatma üzerime ilahi bir ışık varmış gibi vuruyordu, duvarlara mavi ışıklar yansıyordu, sesime hafif bir ekoda dahil edilmişti. olabildiğince kendime güvenir gözükmeye çalışarak söze giriştim.

- Efendiler, bugünkü toplantımız…

JACK sesimin daha etkili olacağını düşünerek - yada hesaplayarak - davudi bir tona yükseltmişti. halbuki hesaplayamadığı, insanın kendi sesinin monitörlerden geriye yansıyınca, ton değişikliğinin ne kadar şaşırtıcı olduğuydu. “nooluyo lan” edasıyla sağa sola bakınmak zorunda kaldım. bu bir anlık afallamam C. nin işine gelmiş, sözü kapıvermişti.

- Kaç para istiyorsunuz ?

hızla atak yaptım,

- Mesele ne istediğimiz değil, ne için istediğimiz ! Evvela buna açıklık getireyim müsade ederseniz.

iyi kıvırmıştım, C. susmak zorunda kaldı, hızla atağa devam etmeliydim.

- Bildiğiniz üzere solaris misyonuna gönderdiğimiz ajanımızdan bir haftadır haber alamamaktayız. bu misyon bizim geleceğimiz açısından pek mühimdir. evvela, teknik açıdan bizi ileriye götürecek…

anlamadığım bir şekilde 16 adamın 16sıda kafalarını eğmiş önlerine bakmaktaydılar, sanki beni dinlemiyorlardı. C. bile bana bakmıyor kafasını öne eğmiş, bir yandanda saçıyla oynuyordu. durdum, konuşmanın boşa gitmesini engellemem gerekiyordu, dikkati üzerime çekmeliydim.

- beyler mühim bir meseledir üzerinde durduğumuz…

kimse bana itibar etmiyordu, birşeyler yapmalıydım.

- Ulaaannnn, topunuzun amına koyiim…

alakasız olmuştu ama dikkatlerini çekmeyi başarmıştım. 2inci sıradaki monitördeki kafa derin bir iç geçirdi,

- Madem ki bu misyon bize tehdit mektupları gönderecek kadar mühim, bizleri düşman edecek kadar önemli, bir yerde hayatını ortaya koyuyorsun, bizce meseleyi bu kadar önemsesen dahi, bize karşı bu hareket….

yutkundum, eğer yaşarsam ilk işim JACK in harddisklerini sökmek, kablolarını köpeklere yedirmek olacaktı. gerizekalı mühim toplantı diyince toplayabildiği bütün sırları toplamış, adamlara göndermişti. artık hangi filmden, hangi diziden öğrendiyse… şantajdan sonra tehdit mektuplarına sıra geldiydi demek… ulan kendi evladım olsa boğarım… sırtımdan soğuk ter damlaları aktığını hissettim.

kafa konuşmaya devam etti, adını bilmiyordum, karanlık isimlerden biriydi. vakıfın gizli kurucularından biri.

- velhasılı, madem ki hayatını ortaya koydun, şimdiye kadar ki hukukumuzu da gözönüne alarak, biz de meselenin mühim olduğuna karar verdik.

yırttım galiba, diye düşündüm. en azından yaşayacaktım, acaba diz çöküp bağışlandığım için teşekkür mü etseydim

- bütçeni gönder onaylayalım. ama bir daha tehdit edecek olursan…

sessizce başımı önüme eğdim, JACK in tehditleri işe yaramıştı, ama kredibilitem sıfırlanmıştı.


Yazı hakkında