« Küçük Mutluluklar | Anasayfa | jean amerikanya şalvarıdır ? »

nedir?

Fotoğraf-0012

resimdeki salih (abi, bize bir yolluk!), ismail’in dayısı olur. sevdiğimiz bir şahsiyet (yani sadece benim tarafımdan değil). kendisi ile yaklaşık 2 gündür kadıköy’deki “anakin kimdir?” bürosunda kampa girdik. üstündeki formaya bakıp aldanmayın, sportif bir kamp değil; 5 ekim’de ankara’da gümrük müşavirliği ön eleme sınavına gireceğiz, ona hazırlanıyoruz. ben bu satırları yazarken kendisi horul horul uyumakta, ben kalınca bir mevzuat kitabının okumasını henüz bitirdim (saat 02:30 civarı). onu uyandırma saati gelinceye kadar çay demlerim; nutellamız ve krem peynirimiz var. büyük ihtimalle yemek yerken bir yandan da şu yaşta yaşadığımız öğrenci evi hayatının garipliğinden, hayatta en nefret ettiğimiz mesleklerden birinde yetki belgesi almak için kendimizi kasıyor oluşumuzun verdiği aciziyet duygusundan ve sair konulardan konuşacağız. ha, tabi bu yazıyı da gösteririm ona; her ne kadar günde 5-10 kişinin ziyaret ettiği bir blog olsa da internet aleminde ağzı açık horuldarken çekilmiş resminin görünmesinden hazzetmeyebilir. siz bu satırları okuduğunuza göre müsaade etmiş demektir (kral adamdır bizim salih).

efendim, yardımcı karne sınavına ilk girdiğimde yanıma ömer ve salih’i de katmıştım. bir cuma günü (sene 2001) atladık trene, ankara’ya gittik. sınava hiç hazırlanmamıştık, elimizde göt kadar (epey küçük bir göt kadar) kanun ve yönetmelik, bir de arkadaşlarımın elime tutuşturduğu karman çorman notlar vardı. trende okuduğumuz kadarıyla girdik sınava. giderken trende içtik, bu yetmezmiş gibi indiğimizde bizi karşılayan salih’in üniversite arkadaşı ile cumartesi gecesi bir de ormancılar lokalinde(!) içtik. vakit geceyarısını geçip de uyumaya giderken o sarhoş kafayla kalem, silgi gibi sınava girerken lazım olan dalga-dümenlerimizin olmadığını nasıl farkedebildik, bilmiyorum. dükkanı kapatmak üzereyken yetişip telaşla kırtasiye malzemesi aldığımız bakkal halimize epey tebessüm etmişti. sınava odtü’de girdik, çıkışta kızılay’da oyalandık (zaten ankara’nın başka bir numarası yok!) ve trene bindik. dönüş yolunda salih’e içki içerken eşlik edemedim (bünye de bir yere kadar).

salih ve ömer o sınavı kazanamadı, ben 7 yıl boyunca sadece bir kez kullanacağım karneyi, sınavı kazandıktan 2 yıl sonra teslim aldım. salih bir sonraki sene sınavı kazanıp gümrükçülük yapmaya başladı. mesleğe girmesinde benim epey kabahatim var, evet. neyse…

bu sefer ömer yok, kadro eksik…

not: salih onca dürtüklemeye, gürültüye, teşviğe (yeni demlenmiş enfes çay!) rağmen uyanmadı. horlamaya ilaveten bir de uykusunda konuşmaya başladı: “ihracatı…”, “hmm, tamam. öyle olsun…”, “off off offf!”… hatta sağından soluna dönerken bana “buldun mu deniz?” diye sordu. “neyi?” dedim, “son şeyi” diye cevap verdi ve uyumaya devam etti. o “son şey”in ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yok, ayrıca uyandığında bunların hiçbirini hatırlamayacağına eminim…


Yazı hakkında