« geri döndük | Anasayfa | flaş flaş flaş : belgeleriyle açıklıyoruz malum kitapçıkta ne yazıyordu ! »
Solaris
İsmael’in okyanusu keşfi sırasında kendini uzay kapsülünden kurtarıp gezegenin kavurucu atmosferinde sırra kadem basması üzerine Deniz’i Solaris’e gönderişimizin altıncı ayında anakinkimdir beni de Solaris’e gönderdi. Rize’den kalkıp İstanbul’a geldim. Büroda bana üç gün üç gece esrar içirip porno izlettikten sonra gezegende olan biteni anlatır bir kitapçığı koltuğumun altına sıkıştırıp uzay kapsülünün içinde beni Solarıs’e paketlediler. Kapsüle binerken esrar ve kadın memesinden yorgun zihnimin son hatırladıkları fizikçimiz Mr. Bars’ın bana kitapçıkta yazanlara çok güvenmemem gerektiğini söylemesiydi. “O seni kandırmaya çalışacaktır, dikkatli ol!” gibi bir şeyler dediğini hatırlar gibiyim. Ama “O” derken tam olarak okyanusu mu yoksa Deniz’i mi kastettiğini anlayamadım.
Yol boyunca mastürbasyon makinasında çıkmadım. Kıtapçığın kapağını açmadım. Mr. Bars’a kitapçıktan daha çok güveniyordum. Mr. Bars anakinkimdir ekibine sonradan katılan fizikçimizdi. Kapsülü o tasarlamıştı. Onun sayesinde gezegene daha kısa zamanda ulaşabiliyorduk. Yıllar süren ışınlanma çalışmaları en sonunda esrar ve porno sayesinde meyvelerini vermişti. Artık dilediğimiz yere kısa sürede varabiliyorduk. İlk yolculuklarımız sonrasında edindiğimiz deneyimler bizi dünya dışında mutlu olabileceğimiz yerler arayışına itmişti. Bu yolculukların birinde İsmael vardığı gezegenden geri dönmek istememiş ve sonrasında ardında bir türlü cevabını bulamadığımız sorular bırakıp kendini gezegenin atmosferine bırakıp kaybolmuştu. İsmael anakinkimdir’in kurucusuydu. Dünya üzerinde kendine huzur bulamayışına bağlanmıştı gezegenden dönmek istmeyişi. Onun kayboluşundan sonra kalan ekibin ortak kararıyla dilbilimcimiz Deniz’i gezegene yollamıştık. gezegende olan biteni anlaması için küçük bir araştırma yapacaktı.
Beni Rize’den çağırdıklarında Deniz’den uzun süredir haber alamadıklarını öğrendim. Benim paralel evrenlere seyahatimi anakinkimdir hiçbir zaman onaylamamıştı. Son sekiz yılımı her gece aynı rüyayı görerek bu yüzden son beş yılımı da tedavi görerek geçirdiğim için bu konuda çok temkinli davranıyorlardı.
Karım Natasha’yı bir gün boynuna masaj yaparken kendi ellerimle boğmamdan sonra ruhsağlığı uzmanlarının vardığı akli dengemin yerinde olmadığı kanısına istinaden hukuken de aklanmamdan sonra kendi vicdanımdan bir türlü kurtulamamış, her gece aynı rüyayı görme ızdırabını sekiz yıldır üstümde taşıyordum. Her gece karım Natasha şefkatli bakışlarını gözlerime dikip yüzümü avuçlarının içine alarak kulağıma ölmediğini fısıldıyordu. Uyandığımda onu dünyada en son gördüğüm haliyle hatırlıyordum hemen. Gözleri kocaman açılmış, dili ağzından taşmış ve dudağının kenarında ölümün son anında orada asılı kalmış bir acı ifade ile. Bu rüyalar sonrasında koca bir günü önüme alıp gün boyu yaşamak zorunda olduğumu bilmek korkunç bir ızdırap veriyordu. Bununla yaşamayı öğrenmem uzun zaman aldı. Doktorların konuyla ilgili açıklamaları ve konuya ilişkin kendi araştırmalarım sonrasında biraz olsun katlanabiliyordum son yıllarda.
Solaris’e ilk ziyaretim böyle gerçekleşti. İsmael ve Deniz’in gezegeni ziyaretinden sonra olan biteni öğrenmek için ben seçilmiştim. Yolculuğa hazırlık süresince içtiğim onca esrarın ve izlediğim porno filmin etkisiyle Natasha’yı hiç görmedim rüyamda. Ya da gördüysem de hatırlamadım.
Mr. Bars’ın kapsülü beni Solaris’e ulaştırdığında bana verilen kitapçığı kapsülün foseptik deliğinden gezegenin atmosferine yolladım. Kabin penceresinde kül olan sayfaları seyredip tamamen yandığını gördükten sonra son bir kez daha mastürbasyon odasına kapandım. Tüm bu olan bitenin peşine düşmeden bir kere daha yapayım dedim kendi kendime.
***
Solarıs’te gelecek hafta; Gezegen’de ilk rüyam.
Yazı hakkında
Şu anda “Solaris,” yazısını okuyorsunuz ne.yapiyorum.com'da
- Yayın tarihi:
- Sep 23 2008 / 12:45 am
- Kategorileri:
- solaris macerası, Öyle işte...
toplasan 1 yorum
hemen yorum eklemeliyim | yorumlar rss | trackback