« canım kardeşim | Anasayfa | 2008 4üncü çeyrek blog yazıları hakkında »

son zamanlarda

blogu çok boşladık… ben “mutlu olmamız mümkün değilken, yaşamak için hâlâ mantıklı bir neden bulabilir miyiz?” den “bulamasak da bizi yaşamaya iten bir dürtümüz var, yaşayalım o zaman anasını satayım!”a geçiş yapmaktayım. bu etrafımdakilerce de gözlendiği üzere normalleştiğim anlamına geliyor, ki ben normal halimi hiç sevmem, inanılmaz yapmacık ve acınası bulurum. komik bile olsa sahilden esen rüzgar (rüzgar şapkalı olmalı) pardesüsünü ve saçlarını püfür püfür estirirken güneş gözlüğüyle ufka bakan yanlız ve gizemli adam olmak bile daha iyi görünüyor. hayır, gelmiyor. komik o adam, buna karar verdim.

ahmet bu aralar mutlu, bu nedenle mutsuz olmak için kendine sebepler arıyor. tabii aklı başında bir adam için bunu başarmak çok zor bir şey değil, ama ahmet’in de mutluluktan anladığı benim mutluluktan anladığım değil, ki mutluluktan anlamak da ne garip bir laf oldu. her neyse, ahmet sadece yüksek sesle söyleyince mutlu olduğunu anlamayacağı bir duruma gelecektir elbet. ben mutluluk olunca dibine kadar olsun isteyenlerdenim, böylesi bir açgözlülüğüm var. allahtan bu uğurda herhangi bir çaba sarfetmiyorum da dünya dönüşüne hâlâ devam edebiliyor. yoksa ben Tanrı bir gün emekli olur da yerine geçerim diye hayaller kuran birisiyim.

aybars ise bir yandan işi (bu siteler niye hep göçüyor?) ve gücü (sigarayı bıraktıktan sonra spora başladı) ile uğraşırken yepyeni projelere de kafa yorabilen biri. haliyle onun da blogu boşlamasını anlıyorum. zaten internetin verdiği kolaylıkla yayımlanan blogların en büyük dezavantajı aynı kolaylıkla sessizliğe gömülmesi. yoksa günlük ulusal gazete çıkarıyor olsak sike sike çalışırız -makineler beklemez! yalnız aybars 5 ekim’de “hızlı koşan tilkilerin ancak kaplumbağa kovalayabildiği sıcaklıklara erişilen şu günlerde,” diye bir yazıya başlamış ve kalmış. bu cümle güneşin altında söylenmedik söz kadığını ispatlamasa bile hâlâ yeni bir şekilde söz söylenebileceğini (borges) hatırlatıyor bize. tamam, size değil, bana.

evet evet, normalleşiyorum ve kurduğum saçma sapan cümlelerden anlaşılıyor bu…


Yazı hakkında