« ışınlanmadan önce dinlenmesi gereken 2008 şarkı - 7 | Anasayfa | Across The Universe »

Das Leben der Anderen (The Lives of Others/Başkalarının Hayatı)

das-leben-der-anderenuzun zamandır politik bir drama seyretmediğimi fark ettim, zaten bu türün çok büyük bir takipçisi değilim. çok abartılı olabilir, ama bu türdeki iyi filmler kısa ya da uzun süre yaralıyor insanı -insanın kendisiyle ilgili olarak.

bu dünyanın içne fırlatılmış olabiliriz (ki bence öyle), ama her şeyde -evet- her şeyde bir sorumluluğumuz olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu. kelebek teoreminden değil, insanın farketmeden her gün üzerinde taşıdığı tonlarca hava basıncından bahsediyorum. nasıl ki insanın her saniye nefes aldığını fark etmesi (bilmek değil, fark etmek!) sartre-vari bir bulantı hissi yaşatıyorsa bu basıncı fark etmek de dizlerdeki dermanı alıp götürüyor; bir haksızlığa uğramışlık (bu dünyaya fırlatıldık) ve kaçış (böylesi bir yükü taşımak mümkün değil) hissi damarlardan aynı anda akıyor; kalp hızlanarak, beyin sakinleştirici kimyasal reaksiyonları başlatarak “normal”e dönmemizi sağlıyor. yaşamanın bu tür şeylerle başetmekten ibaret olduğu düşünülebilir, bense asıl utancın bunlarla başetmek olduğunu düşünüyorum ve bunlarla başederek yaşamaya devam ediyorum.

yazı konusu filmimiz (seyirci sahiplenmesi) 1984 Doğu Almanya’sında yaşananları anlatıyor. Devlet ve Devrim düşmanlarının takip ve soruşturmasında son derece başarılı, soğuk kanlı ve bilimsel sorgulama metodlarının ustası bir Güvenlik Bakanlığı ajanı Gerd Wiesler, yasaklanmamasına, daha doğrusu yasaklanacak kadar “sakıncalı” eserler yazmamasına rağmen Batı’da da okunan tek yazar, Georg Dreyman’ı izlemekle görevlendirilir. aslında bu göreve kendisi talip olur -belki de yeni nesil personeli yetiştirmekle geçen pasif görevden sıkıldığı için. bu göreve izin verilmesinin asıl sebebi Kültür Bakanı Bruno Hempf’in Georg Dreyman’ın güzel ve başarılı aktris sevgilisi Christa-Maria Sieland’a duyduğu tutkulu ilgidir. bakan bu sayede hem Christa-Maria’yı ve Georg’u sürekli takip edebilcek hem de Christa-Maria’nın isteklerini gerçekleştirmesi için elinde bir koz bulundurabilecektir. Ne var ki yıllarca devletine sadakatle hizmet etmiş ajan Gerd Wiesler, Georg’un ve Christa-Maria’nın hayatını izledikçe bulunduğu konumu sorgulamaya ve gittikçe terk etmeye başlar. öncelikle Georg’un, sevgilisi ile bakan arasındaki ilişkiyi öğrenmesini sağlar. hatta Georg bu durumu öğrendikten sonra Christa-Maria’yı bir daha bakanla görüşmemesi konusunda ikna edemeyince bizzat müdahil olur ve Georg’un başaramadığını yapar.

18676396_w434_h_q80Georg, yazarlığını besleyen ülkesini gerçektenten sevdiği için bütün olumsuzluklarına rağmen devlet karşıtı bir tutuma girmeyen bir yazardır, ama en büyük sıkıntılarından biri de aynı devlet tarafından yazması 7 yıldır yasaklanmış, bir baba gibi gördüğü yazar Albert Jerska’nın içine düştüğü karanlıktır; üzerindeki yasağın kaldırılması yönündeki bütün çabaları sonuçsuz kalmıştır. bu duruma daha fazla dayanamayan Albert Jerska’nın intiharı Georg’u harekete geçirir ve Batı’da (Der Spiegel dergisinde) isimsiz imzalayla yayımlanmak üzere bir makale yazar: Doğu Almanya’da hemen her şey için çok sağlam istatistikler tutulmaktadır, ama 1977′den beri intiharların istatistiği tutulmamaktadır. bu -tutulmayan- intihar istatistiklerine son olarak yazar Albert Jerska katılmıştır; bu makalede ondan bahsedilmektedir. (intihar istatistiklerinden yazar Albert Jerska’nın anlatımına giden bu yöntem bana Nihat Genç’i anımsattı).

bu yazının tasarısını, yazılmasını, yurtdışına çıkarılmasını başından sonuna dek takip eden Gerd, tamamen saf değiştirip Georg’u ve sevdiklerini korumaya girişir.

lebenderanderen

Filmin etkileyici bir politik içeriği ve dramatik bir anlatımı var, ancak özellikle gizli ajan Gerd Wiesler’in dönüşümü eksik kalmış gibi, bu durum bana filmin bir roman uyarlaması olduğu ve yönetmenin bu noktada eksik kaldığı hissini uyandırdı, ama sonradan kontrol edince filmin bir uyarlama değil, yönetmenin özgün senaryosuna dayalı olduğunu gördüm. bunun dışında anlatımında, karakter derinliklerinde, kurguda hiçbir kusur göremedim. oyunculuklar gayet başarılı ve yerinde.

filmin 2007 en iyi yabancı film oscar’ı dahil 57 ödül ve 22 adaylık aldığını belirteyim.

bu kadar.


Yazı hakkında