« sigara içmenin dayanılmaz hafifliği | Anasayfa | Bangır bangır bağırıyorum çünkü çooook çalışıyorum »
Türk Edebiyatında Traktör Teması ve Kamyonlar
Geçen gün ciddi ciddi Türk romanlarında hatırlayabildiğim traktörleri düşündüm. Beni ciddi ciddi bu işi düşündürecek kadar çok traktör varmış demek ki bizim romanlarda. Hatırladığım ilk örnek Atilla İlhan’ın Kurtlar Sofrası. Bu romanda komprador burjuvalar Massey Ferguson ve John Deere firmalarıyla ticari anlaşmalar yapmak suretiyle palazlanmak gayreti içindeydiler. Sonra bu kitap televizyon dizisi haline getirilmiş ve TRT’de yayımlanmıştı. Tuncel Kurtiz de vardı sanırım dizide. Bir başka Örnek Orhan Kemal’in toprak emekçilerini konu alan romanlarıdır. Aklıma ilk gelen isim Bereketli Toprakla Üzerinde romanıdır. Mevsimlik işçilerin yaşantısını başarılı bir şekilde sunar bize Orhan Kemal. Mutlaka okunması gereken bir romandır kanımca. Bu romanda ürünün kaldırılması aşamasına gelindiği için traktörden çok biçer döverlere rastlarız. Hatta makineyle insanın birlikteliğinde ortaya çıkan bir iş kazasını da anlatır yazar. Gerçekten çarıpıcı bir sahnedir bu.
Bu yazıyı bir bitirme tezi titizliğinde yazmadığım için Türk edebiyatının tüm romanlarını okumak gibi bir gayretim olmadı tabi. Topu topu kırk küsür romanı tarayarak yazabiliyorum bunları. Bu romanların içinde Yaşar Kemal’in romanları çoğunluğu oluşturuyor. Fakat onun romanlarında traktöre rastlamak pek kolay değil. Yaşar Kemal’in romanlarında insanın doğayla olan mücadelesinde bir makinaya yer yok. Köy romanlarında insanın en yakın dostları tüfekler ve atlar. Yaşar Kemal’in romanlarında, özellikle Çukurova romanlarında, genel karakteristik fedoal düzene eleştiri niteliği taşımalarıdır diyebiliriz. En çok İnce Memed ve Akçasazın Ağaları serilerinde böyledir bu. Kent romanları da yazmıştır Yaşar Kemal. Son üçlemesinde muhacirleri anlatmıştır. Bu örnekleri uzatabiliriz. Ama ne kadar uzatırsak uzatalım Yaşar Kemal’de traktörün insanı uykusundan edecek kadar yeri yoktur, bunu değiştiremeyiz.
Kemal Tahir’de durum nedir diye bakacak olursak (Kemal Tahir’in yalnızca üç romanıyla sınırlı bir çalışmadır bu), en azından Yedi Çınar Yaylası sınırlarında, onda da traktöre çok sık rastlamayız. Gerçi Yedi Çınar Yaylası Çorum yaylalarında geçen bir roman olduğu için bu coğrafi koşullarda traktörün insan yaşantısında çok bir yeri olamaz. Gerçi bu romanların yazıldığı tarihleri de dikkate almak lazım sanırım. Yedi Çınar Yaylası Mustafa Kemal’e yapılan suikastı da anlattığına göre o devirde traktör aramak çok akıl karı değil sanırım. Kendimi ayıpladım. Kemal Tahir de romanlarında bol bol tüfek ve at kullanıyor. Ayrıca üç Kemal içinde cinselliği en renkli işleyen adam Kemal Tahir’dir demek istiyorum. Romanları okunmalıdır. Tarihçi ve romancı kimliği tartışılır o ayrı. Ama yine de okumak lazımdır.
Traktör dışında Türk edebiyatında bir de kamyon vardır. Bana sorarsanız kamyonun yeri de ayrıdır edebiyatımızda. Kamyon konsunda çok detaylı bir çalışma yapabilmiş değilim ama oturduğum yerden ilk hatırladığım Sabahattin Ali’nin Uyku hikayesi ve Cemil Kavukçu’nun Uzak Noktalara Doğru adlı hikaye kitabıdır. Cemil Kavukçu insanın kamyonla ilişkisini bir aşk hikayesi gibi anlatmıştır bana sorarsanız. Cemse kamyonları ben ondan öğrendim diyebilirim.
Kamyon edebiyatımıza traktörden önce girmiştir. Buradan bir sonuç çıkacaksa tarımda makinalaşma kamyondan daha sonra gelmiştir. İlk iş mevcut üretim olanaklarıyla üretilen ürünlerin ülke içine dağıtılması sorununu çözmekmiş diyebiliriz.
Yazı hakkında
Şu anda “Türk Edebiyatında Traktör Teması ve Kamyonlar,” yazısını okuyorsunuz ne.yapiyorum.com'da
- Yayın tarihi:
- Jun 01 2008 / 9:52 am
- Kategorileri:
- edebiyat

yorum yok
hemen yorum eklemeliyim | yorumlar rss | trackback