« nerden çıktı şimdi bu blog olayı diyenler için… | Anasayfa | Rüya »

Gümrük

aslında korkacak hiçbir şey yoktu ortalıkta / her şey naylondandı o kadar

insanoğlunun henüz alet edavat kullanamadığı, ortalama yaşam süresinin 27 olduğu yıllardı. adamın biri eline geçirdiği kemik parçasını diğerinin kafasına geçirince iyi halt etti (bakınız: 2001, the space odyssey, stanley kubrick) ve birbirimize girmeye başladık. güç gelince mülkiyet başladı (hızlı geçiş yaptım). bir grup insan belli bir coğrafyayı kendi belleyip oradan gelen geçenden haraç istemeye başladı. gücü yetmeyenler bu haracı verdikçe adamlar daha da güçlendi ve güç onlara tatlı geldi. hadi, gelip geçenler yabancıydı da, kendi insanlarından da haraç toplamaya başladı namussuzlar. adına da vergi koydular. sözde amaç halkın ihtiyaçlarını karşılamaktı, ama bunu hakkıyla yapan da görülmedi. dünya değişti, ticaret denen ve her ülkede bulunması gereken dalga dümeni (askerde duyduğum bir tabirdir) sınırları aşmaya başladı. gelip geçenden haraç kesen zihniyet gözünü bu faaliyetten de esirgemedi. gümrük denen hadise böylece başladı. ilk başlarda ticaretten belli bir yüzde almakla yetiniliyordu, ama ülke içindeki bazıları “aman onu getirtmeyin, benim dükkan siftah yapmadı; şunun içinde şap var, soyumuz kurur alimallah; mikro düzeyde gelişmeye çalışan genç oto sanayimiz makro oyuncularla başedemez, hem ne güzel kaportasını eşşekler yiyebiliyor, ikincil faydası da var” falan diyerek yasaklamalar ve kısıtlamalar talep ettiler. zaten başlıbaşına karmaşık olan uluslararası ticaret iyice karışıklaştı. iş bubi tuzağına döndü: kamyonun plakasını beyannameye düzgün yazmamışsın ver 150 ytl ceza; sen eşyaya uçak demişsin, ama çift silindirli önden pompalı olduğunu belirtmemişsin, 2000 ytl vergi farkı var, ver 3 katı olan 6000 ytl ceza… firmalar bu işle başa çıkamadıkça, ortaya komisyoncu denen asalak tür çıktı. bu adamlar malı gümrükten alıp deponuza götürüyor ve bu işten sakallarını kesiyorlardı. tabii bu iş pezevenkliği çağrıştırdığından (pezevenk: yol gösteren) kendilerine müşavir demeye başladılar. değişen ne oldu? hiçbir şey… kimse onları adam yerine koymadı isimleri değişince.

-efendim, müşaviriniz olarak son kez söylüyorum: eroin ithali yasak

- biraz daha araştırın, bir yolu yok mu?

 

-efendim, gümrük işlemleri bitti. vergisini yatırırsanız eşyayı çekebiliriz.

- yav kardeşim, beni bu piyasada herkes tanır; ne kaçak ne de göçek adamlarız biz. eşyayı gönderin, vergisini sonra yatırırız.

 

- beyefendi, eşyanız gümrüklü sahaya geldi, işlemlere başlıyoruz.

- ne diye gümrüklü sahada benim eşyam? benim 1000 m2 depom var. siz ne biçim adamsınız, benim eşyamı elalemin sahasına koyuyorsunuz?

 

daha çok şey var anlatacak. belki devam…


Yazı hakkında